| Tarih: 08-04-2008 06:13
|
Okunma Sayısı : 350 |
Giderek küçülen silikon teknolojisi, maddenin sınırına dayanmak üzere. Bilim insanlarına göre mevcut teknolojinin geçerliliğini yitirmesine dört yıl kaldı.
Bilgisayar ve mikroçip teknolojisi her geçen gün daha da küçülüyor ve yeni ürünler ardı ardına piyasaya sürülüyor. Bu hızlı gelişimin sonu hiç gelmeyecekmiş gibi görünse de işin aslı öyle değil. Bilim insanlarına göre silikon bazlı mikroçiplerin mevcut teknolojik gelişim sürecinin dolmasına sadece dört yıl gibi kısa bir süre kaldı. Bilgisayar dünyasında her şeyin temelde 0’lar ve 1’lerden oluştuğu bilinir. En basit düzeyde bir grup 0 ve 1 bir araya geldiğinde tek bir harfi oluşturur; çok daha fazlasının bir araya gelmesiyle metinler yazılır. 0 ve 1’ler ekrandaki bir ışık tanesinin koordinatlarını ve renk değerini ifade edecek şekilde kodlandığında görüntüler oluşturulur. Herhangi bir koşula bilgisayarın vereceği cevap 0 (yanlış) ve 1 (doğru) değerleriyle ifade edilerek programlar yazılır ve bu, binlerce değişik şekilde sürer gider. İşte bu 0 ve 1’leri oluşturan elektriktir. Basit anlatımıyla: Elektrik devresi kapalıysa, elektrik geçmez ve ‘0’ olur; devre açıksa, elektrik geçer ve sonuç ‘1’ olur. İşte bu en temel hareketin, yani elektrik iletiminin silikon maddesi aracılığı ile sağlanabilmesi, fizik yasalarına bağlı olarak maddenin sınırına dayanmış durumda. Bu, her birkaç ayda bir yenilerini görmeye alıştığımız daha hızlı bilgisayarların mevcut teknoloji ile bir noktadan sonra hızlanamayacağı anlamına geliyor. Bir başka deyişle, silikon maddesi bir noktadan sonra elektriği olduğundan daha hızlı ve seri biçimde iletemez hale gelecek. Böyle bir durumda akla ilk gelen firmalardan biri, mikroçip üretiminde dünya devi olan Intel . Durumun fazlasıyla farkında olan Intel, silikona alternatif olarak lazer teknolojisi üzerine yoğunlaşıyor. Buradaki amaç, 0 ve 1 sinyallerini elektrik yerine lazer ile iletmek. Ancak bu teknoloji henüz çok yeni ve verinin güvenilirliği anlamında soru işaretleri barındırıyor. Intel’in kullanmaya başladığı bir başka mikroçip bileşeni ise Hafnium . Bu bileşen sayesinde Intel’e göre 45 nanometreden düşük ebatlarda elektrik akımlarını kontrol etmek mümkün.
Mikroçipler için gündeme gelen en taze materyallerden biri de Karbon Nanotüpleri . Bir protein molekülü ebatlarında olan saf karbon tüpleri, elektriği iletebilme özelliğine sahip. Bu sayede karbon nanotüpleri ile moleküler boyutlarda elektrik devreleri elde etmek mümkün görünüyor. Ancak yaşamın temel taşlarından olan karbonu işlemek hiç de ucuz değil; bir gram karbon tüpü 500 Dolar civarında mal oluyor. Tıpkı eski radyolardaki lambaların yerini transistörlere bırakması gibi, bu yeni sınıra dayanma durumuna da bir çare geliştirilecek ve bilgisayarlar hızlanmaya devam edecek. Ancak Gordon Moore ’un da yasalarında belirttiği üzere, her ne olursa olsun, içinde bulunduğumuz kainatın erişebileceğimiz iki temel sınırı var, ışık hızı ve maddenin atomik yapısı. Eğer bu sınırlara eriştiğimiz gün yine daha fazlasını arzulamaya devam edersek, ulaşılmazı düşlemekten başka bir çare kalmayacak gibi görünüyor...
Konuyla alakalı diğer makaleler.. |
|
|