| Tarih: 21-03-2008 15:20
|
Okunma Sayısı : 463 |
İçinde bulunduğumuz Samanyolu’nda 200 milyar güneş benzeri yıldız bulunuyor.Güneş sisteminin dışında keşfedilen dünya benzeri gezegenler ve yeni başlatılacak projelerin ışığında dünya dışı varlıklarla temasa geçme ihtimali, astronomlara göre hiç olmadığı kadar yakın görünüyor.
uzay İnsanoğlu gözünü uzaya diktiğinden beri akıllarda olan bir soru her zaman için önemini koruyor: ‘Acaba evrende yalnız mıyız?’ Son yıllarda giderek artan UFO olayları, uzaylılarla bağlantıya geçtiğini iddia eden yüzlerce insan ve devletlerin açıklamaktan çekindiği düşünülen gerçekler doğrultusunda, koca evrende yalnız olmadığımız kanısı kamuoyunda gün geçtikçe artıyor. Hele ki dünyanın içinde bulunduğu sorunlu gidişat göz önüne alındığında, uzaylıların var olması ihtimali pek çokları için bir hayalden öte, umut vaad eden bir kurtuluş biçimine dönüşmüş durumda. Son günlerde ise uzaylıların varlığı konusu bizlerin de öz itibarıyla uzay sakinleri olduğumuzu göz ardı etmeden bilim adamlarının açıklamalarıyla daha da önem kazanmış durumda. 1961 yılında başlatılan SETI (Dünya Dışı Akıllı Varlık Arayışı) Projesi’nin öncülerinden Dr Frank Drake, BBC televizyonuna yaptığı bir açıklamada “Önümüzdeki 20 yıl civarında Dünya’nın ötesinde mümkün olabilecek yaşam hakkında çok şey öğreneceğimize inanıyoruz ve galaksinin bir yerlerinde yaşam izlerine, hatta akıllı yaşam izlerine rastlamamız ihtimali yüksek görünüyor” sözlerine yer verdi. Güneş sistemimizin dışında keşfedilen dünya benzeri gezegenler ve NASA tarafından 2009 yılında başlatılacak Kepler Projesi, dünya dışı varlıklarla temasa geçmemizi düşünülenden daha da yakın kılabilir. Bir başka SETI astronomu olan Dr Seth Shostak’a göre ise ihtimaller rakamlarla ifade edildiğinde, dünya dışı varlıkların var olabileceğini fantastik boyutta ele almak, sadece yüzeysel bir yaklaşım biçimine dönüşüyor. 
İçinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisinde 200 milyar güneş benzeri yıldız bulunuyor. Bunların yarısının etrafında gezegenler olduğu ve her bir yıldız sisteminde ortalama beş gezegen olacağı varsayılırsa, en kaba biçimde 500 milyar gezegen olacağını hesap etmek mümkün. 500 milyar gezegen arasında yaşamın bahşedildiği tek gezegende yaşıyor olduğumuzu düşünmek ise yine Shostak’a göre çok cüretkar bir bakış açısına sahip olmayı gerektiriyor. 2009 yılında dört yıllık bir görev için NASA tarafından yörüngeye yerleştirilecek olan Kepler teleskobu, çapının erişebildiği mesafedeki 100 bin yıldızı tarayarak etraflarında dünya benzeri yaşamsal alanlar oluşup oluşmadığını inceleyecek. Yaşamsal oluşuma elverişli sistemler saptandığında ise SETI, çok uzak mesafeleri dinleyebilen ekipmanlarını bu bölgelere yerleştirerek, yaşam formlarının izini sürecek. Her nasıl olursa olsun, olası bir ‘dünya dışı varlıklarla karşılaşma’ halinde, evrende haddimizi bilip bilmeyeceğimiz; bu sefer de başkalarının dünyalarına göz dikip dikmeyeceğimiz, yine en önemli soru olacak. Bu sorunun cevabını ise öyle görünüyor ki bizden sonraki nesillere nasıl bir dünya bıraktığımızı belirleyecek... |
|
|
Okuyucu yorumları  |
|
Ortalama Üye Değerlendirmesi
(0 Oylama)
|
|
Yorumunuzu ekleyin
|