| Tarih: 05-06-2008 03:11
|
Okunma Sayısı : 250 |
Küresel ısınma tehlikesi özellikle son yıllarda dünya gündemini meşgul etse de aslen yeni bir kavram değil.
The Guardian gazetesinde yayınlanan bir makalede küresel ısınmaya karşı bilim insanları akıl almaz çözümler önermeye
başladı. Uzaya güneş reflektörleri yerleştirmek ya da yapay yanardağlar
oluşturmak, saygın üniversitelerden gelen fantastik öneriler arasında
yer alıyor.
Atmosfere salınan ve güneş ışığını içeri
hapseden sera gazları, eriyen buzullar, dengesi bozulan okyanuslar ve
kuruyan göller, dünyanın yakın geçmişte tecrübe edilmemiş yeni bir
döneme girdiğinin sinyallerini açıkça veriyor.
Küresel ısınma
endişesi son birkaç yıldır dünya gündemini meşgul etse de aslen yeni
bir kavram değil. Yaşı 20’den büyük olanlar, 90’ların ortalarından beri
bilim insanlarının buz dağlarının küçülmeye başladığı yönündeki
uyarılarını günlük gazete küpürlerinden hatırlayabilirler. Ancak, dünya
üzerinde küresel ısınma lafının telaffuz edilmesi çok daha eskilere
dayanıyor. Bir Amerikan başkanının atmosferdeki karbondioksit oranı ve
bunun olası küresel ısınma sonuçlarına dair uyarıldığı ilk yıl, 1965.
Ancak sera gazlarının salınımını engellemek, mevcut sanayii sektörünü
var eden fosil bazlı yakıtlara (petrol) sekte vurmak anlamına geldiği
için, sorun tüm dünya endüstrileri tarafından mümkün olduğunca
görmezden gelindi. Süper güçlerin şu günlerde eriyen buzulların
altından çıkacak petrol yataklarının hesabını yapıyor olması da zaten
bu durumu açıkça destekliyor.
Küresel ısınma tehlikesine karşı
gündeme gelen yeni çözüm önerileri ise bilim kurgu filmlerini
aratmayacak türden. Jeoloji mühendisleri, ısınmayı önlemek için dünyaya
gelen güneş ışınlarını uzaya geri yansıtma yöntemleri geliştiriyor.
Bunlardan ilki, yanardağ simülasyonu. Yanardağlar, atmosfere
püskürttükleri maddeler sayesinde iklime doğrudan etki ediyor. 1991
yılında patlayan Pinatubo volkanı, 10 milyon ton sülfürü atmosfere
yayarak dünya ısısının 0.5 derece azalmasına neden olmuştu. Bunu model
alan Utrech Universitesi Profesörü Paul Crutzen , balonlar vasıtasıyla
atmosfere sülfür yayarak ısınmanın azaltılabileceğini savunuyor.
Okyanusların
dengesini değiştirmek ise bir başka çözüm olarak öneriliyor. Amerikalı
Climos firması demir partiküllerini okyanusa yayarak, öldüklerinde
karbon parçalarını dibe çeken pythoplanktonların gelişimini artırmayı
planlıyor. Zira yüzeyde biriken karbon, denizin soğumasını engelliyor.
Atmocean firmasının çözümü ise dalgalarla dikine hareket eden dev
tüplerle, dipteki soğuk suyu ve mineralleri yüzeye taşımak. Bu sayede
özellikle Amerika’daki korkunç fırtınaların gücünün azaltılabileceği
hesaplanıyor.
En fantastik çözüm ise Arizona Üniversitesi ’nden
Roger Angel ’a ait. Angel, uzaya yerleştirilecek dev reflektörlerle
güneş ışınlarının dünyaya gelmeden geri yansıtılmasını öneriyor.
Tüm
bu çözümlerin yan etkileri tabii ki mevcut. Sülfür gazını atmosfere
salmak, yağmur dengesini de bozmak anlamına geliyor. Okyanus ısısına
müdahale ise milyonlarca deniz canlısının doğasını değiştirmek anlamı
taşıyor. Uzay reflektörlerinin kimin kontrolünde olacağı ise çözümün en
büyük sorunu. Zira böylesi bir kontrol dünya gezegeni üzerinde
benzersiz bir güç vaat ediyor. Her halükarda, asıl sebep olan sera
gazlarının azaltımı gerçekleşmedikçe, milyarlarca yıldır var olan dünya
gezegeninin kendisini kurtarmak adına üreteceği çözümü’ beklemekten
başka çare görünmüyor.
|
|
|
Okuyucu yorumları  |
|
Ortalama Üye Değerlendirmesi
(1 Oylama)
|
|
Yorumunuzu ekleyin
|
Umutluyum
Yazan:: kartallar () Tarih: 07-06-2008 19:29