| Tarih: 13-05-2008 01:30
|
Okunma Sayısı : 2122 |
Sayfa 2 Toplam: 2 Antik astronotlar gerçek mi?
1964 yılında araştırma sonuçları yayınlandığında tel bir bilim adamı bile Nui’nin araştırmasını ciddiye almamıştı. Anlatılanlar bilinenlerden çok farklıydı. Eğer bu hikaye gerçekse bütün insanlık tarihinin baştan yazılması gerekirdi.
Dropa taşlarının üzerinde yazılanlara göre uzak bir gezegenden gelen bir uzaylı kabilesi, mekiklerinin bozulması yüzünden, günümüzden 12 bin yıl kadar önce Himalayalar’a iniş yapmak zorunda kalmıştı. Dropa kabilesinden gelen uzaylılar mecburen dağların içinde bulunan mağaralara sığındılar. Barışçıl olmalarına rağmen o sırada komşu mağaralarda yaşayan ilkel bir insan kabilesi olan Hamlar tarafından düşman kabul edilmişlerdi. Ham kabilesi üyeleri Dropalıları esir alıp bazılarını öldürdü. Nui’nin tercümesinden bir pasaj şöyle: “Dropalılar bulutların arasından inen ışıklı bir küre içinden yeryüzüne indiler. Kadınlar, çocuklar ve erkekler olmak üzere bütün Dropalılar çevredeki mağaralara sığındılar. İnsanlar en sonunda Dropalıların işaret dilini çözünce niyetlerinin savaş olmadığını anladılar.”
İlerleyen paragraflarda da, Dropalıların uzay mekiklerini çalıştıramadıkları için evlerine dönemedikleri ve bu nedenle dünyada tutsak kaldıkları anlaşılıyordu. Günümüzde, disklerin ortaya çıkarıldığı yerde kendilerine Dropa ve Han ismini veren iki ilkel kabile yaşıyor. Antropologlar bu kabilelerin ırkının Çin ya da Tibet Kökenine dayanmadığını söylüyor. Her iki kabilede pigmeler kadar kısa boylu. Boyları 130 ila 140 santim arasında değişiyor. Ten renkleri sarı ve kafatası tıpkı 1938 yılında bulunan iskelet kalıntıları gibi vücut orantılarına göre çok büyük. Vücutlarındaki tüyler çok seyrek ve hiçbir Asya ırkında rastlanmayan iri mavi gözlere sahipler. Dropa taşlarının gerçekliğine inanan araştırmacılar bazı Çin halk hikayelerinde Dropalıların konu edildiğini iddia ediyorlar. Bu hikayelerin yeryüzüne bulutların arasından inen sarı tenli ve çirkinlikleri nedeniyle yerel halk tarafından dışlanan garip canlıları konu ettiği söyleniyor.
Bu taşları yapan insan olamaz
1968 yılında Rus bilim adamı Vyatcheslav Saitsew , Profesör Nui’nin çalışmalarını mercek altına aldı. Daha sonra da diskleri inceledi. Saitsew’e göre bu taşlar insan eseri olamazdı. Zira taşlar yüksel miktarda kobalt içeriyordu. Kobalt içeriği taşa çok katı bir yapı kazandırıyordu. Bu kadar sert taşlara 12 bin yıl önceki imkanlarla, üstelik minyatür harflerle yazı yazmak mümkün olamazdı. Saitsew taşları osilograf testine tabii tuttu. Bu testin sonuçlarına göre taşlar eskiden elektrik akımı iletmişlerdi.
Dropa taşlarının gerçek anlamı hala bilinemiyor. Bilinen tek şey bu taşların arkeologlar ve antropologlar için soru işaretleriyle dolu olduğu. Eğer Dropa taşları gerçekten uzaylılar tarafından yazıldıysa bu taşlar gezegenimize yapılan ilk kayıtlı uzaylı ziyaretinin kanıtlarını teşkil ediyor. Şu an için ise Dropa taşlarının üzerindeki esrar perdesi kaldırılabilmiş değildir.
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >> |
|
|
Okuyucu yorumları  |
|
Ortalama Üye Değerlendirmesi
(0 Oylama)
|
|
Yorumunuzu ekleyin
|
Peki?
Yazan:: m4gnetic.net () Tarih: 13-05-2008 02:06